
Nisan 2007 |
ADNAN
OKTAR:
“Benim asıl istediğim, bütün Türk
dünyasında, İslam dünyasında birlik, kardeşlik
olsun. Büyük Türkiye olsun. Türk-İslam aleminin
lideri olarak, Avrupa Birliği’ne girelim.
Süper güç olalım. Anadolu’daki güzel sevgi,
şefkat, merhamet anlayışı, bütün dünyaya yayılsın.
Amerika’da, Avrupa’da bir ruhsuzluk
hâkim. Aile sevgisi yok, insan sevgisi yok, merhamet
yok, şefkat yok. Egoistlik ve bencillik alabildiğine
yayılmış. Bunlar ortadan kalksın. Anadolu’daki
o güzel İslam sevgisi dünyaya yayılsın istiyorum.”
|
Oktar
Babuna’nın annesi ve babası için birtakım iddialarda
bulunmasına ne diyorsunuz? Aileler neden şikayetçi?
Ben, o tartışmaları basından duyuyorum.
Duydum. Karşılıklı iddialaşmalar var. Bunlar, en azından
aile içinde halledilmesi gereken şeylerdir. Böyle, bu
şekilde, kamuoyu önünde tasvip edilebilecek şey değil.
Bir eksik, kusur varsa, babasında bir yanlış görüyorsa,
kendisine gidip anlatabilir, söyleyebilir. Babası onda
bir kusur eksik görüyorsa, yine ona bunu söyleyebilir.
Ama bunu, böyle kameraların karşısında, karşılıklı, iki
tarafın da birbirini suçlaması... Ben tasvip etmiyorum.

Kasım 2006 |
İnsanlar tabiî görmediği şeylerle ilgili,
bir kuşku ve şüphe içinde olabilirler. Ama görüp tanıdıktan
sonra bu genele dağılır. Benimle görüşmeyen bir insan,
belki vesvese içinde olabilir. Ama görüp, tanıdıktan sonra
genellikle insanlar bana karşı hem sevgi duyuyorlar hem
de saygıları çok güçlü oluyor. Bunun nedeni; ben samimi
insanım. İçi dışı birim. Gizlim, saklım yok. Fikirlerimi
de açık açık kitaplarımda yazıyorum. Dergilerde, gazetelerde
fikirlerimi beyan ediyorum. Benim fikirlerim, kitaplarımda.
Etrafıma adam toplamak gibi bir durumum yok. Öyle bir
şeye ihtiyacım da yok. Çünkü ben fikirlerimi anlatacaksam,
zaten kitaplarımda anlatabiliyorum.
Bütün
gününüz kitap yazmakla mı geçiyor?

Kasım 2006 |
Tabii okuma, araştırma, yazma benim geniş
vaktimi alıyor. Ama sadece bunlar değil tabii. Benim boş
vaktim de oluyor. O vakitlerde de genellikle sürrealist,
güzel resimler yapıyorum. Hatta 3 metreye 3 metre, 3 metreye
2 metre, büyük tablolarım var. Onlarla uğraşıyorum. Arkadaşlarımın
çoğuna hediye ettim. Onların işyerlerinde var bu tablolar.
Çok da beğeniyorlar. Hayvanları severim. Kedilerim var.
Tavşanlarım var. Onlarla ilgileniyorum. Köpeklerim var.
Çiçeklerle ilgileniyorum. Ama tabii sohbetlerim de oluyor
arkadaşlarımla. Bu tip dost sohbetleri, bu tip arkadaş
sohbetleri oluyor.
Ben sevgiden, şefkatten, merhametten
hoşlanan bir insanım. Benim çevremdeki insanlar, beni
bilirler. Son derece merhametli bir insanım. Şefkat doluyum.
İnsanlara sevgiyle yaklaşmak, benim en çok hoşlandığım
şeylerden birisi. Dinimizin hedefi de zaten sevgi, merhamet,
dostluk. Ben din terbiyesi içerisinde kendimi yetiştiriyorum.
Dolayısıyla tabii ki hedefim sevgidir, merhamettir,
şefkattir, muhabbettir. Verilen imaj, bir tek
benim için yapılan bir şey değil. Bu tarih içinde, Allah
yolunda mücadele eden herkese -ne kadar iyi olursa olsun,
ne kadar sevgi dolu olursa olsun, ne kadar şefkatli olursa
olsun- çok vahim isnatlarda bulunulmuştur. Mesela Peygamber
Efendimiz (sav)’e delilik iddiasında -haşa- sahtecilik,
yalancılık iddiasında bulunulmuştur. Bütün peygamberlere
ve onlara bağlı olan diğer Müslümanlara, çok galiz iddialarda
bulunulmuştur. Hazreti İsa’ya, İbrahim’e,
Musa’ya, İshak’a da aynı iddialarda bulunulmuştur.

Nisan 2007 |
Peki peygamberler gibi aynı şeye
mi maruz kaldığınızı düşünüyorsunuz?
Peygamberler ve onların yolunda olan
insanlara da... Peygamberlerden Hz. İsa’nın yardımcılarına
da zulüm edilmiştir. Peygamberimizin sahabelerine zulüm
edilmiştir. Hatta sahabeleri yakmışlardır, ateş çukurunda.
Bununla ilgili ayet var.
Siz
de aynı şeye mi tabi tutulduğunuzu düşünüyorsunuz?
Allah yolunda olan her insanın, başına
bu gelir. Eğer ben Allah’ı ve dini savunmasaydım
hiçbir sorun çıkmazdı. Sorunun ana nedeni Allah’ı,
dini savunmamdır. Darwinizm’e karşı olmasaydım,
Allah’ı, dini savunmasaydım, inanın hiçbir sorun
çıkmazdı. Konu sadece budur. Benim asıl istediğim,
bütün Türk dünyasında, İslam dünyasında birlik, kardeşlik
olsun. Büyük Türkiye olsun. Türk-İslam aleminin lideri
olarak, Avrupa Birliği’ne girelim. Süper güç olalım.
Anadolu’daki güzel sevgi, şefkat, merhamet anlayışı,
bütün dünyaya yayılsın. Amerika’da, Avrupa’da
bir ruhsuzluk hâkim. Aile sevgisi yok, insan sevgisi yok,
merhamet yok, şefkat yok. Egoistlik ve bencillik alabildiğine
yayılmış. Bunlar ortadan kalksın. Anadolu’daki o
güzel İslam sevgisi dünyaya yayılsın istiyorum.

Kasım 2006 |
Kendinizi mehdi mi ilan ettiniz
?
Mehdi, hiçbir zaman, ben mehdiyim demez.
Rivayetlerde de böyle belirtiliyor. Ayrıca ben, mehdilikle
ilgili, bir imada dahi bulunmadım. Çok komik olur, yani
böyle akılsızca bir iddia ki bunu ben yapmam. Hiçbir zaman
için de yapmadım. Hiç kimse de böyle bir iddiada bulunamaz.
Ama mehdi ile ilgili hadisleri bir araya getirdim, bunları
yorumsuz olarak aktardım. Bunlarla ilgili sitemde bilgi
var, kitaplarım var. Bunlar doğru. Ama bu konularla ilgilenen,
bu konuda kitap yazan her insana, ‘acaba senin böyle
bir iddian var mı?’ derler. Deniyor. Ben de açıkça
söylüyorum, benim böyle bir iddiam yok. Mehdilik ayrıca
bir iddia değildir. Gayret etmekle çalışmakla, mehdi olunmaz.
Profesörlük gibi değildir, mehdilik. Mehdi yaratılmak
lazım. Kaderde olması lazım. Mesela ‘ben İsa
olacağım’ demekle İsa olunmaz. ‘Hazreti Muhammed
olmak istiyorum’ deyip, Hazreti Muhammed olunmaz.
Eğitiminiz nedir?

Nisan 2007 |
Lise öğrenimimi Ankara’da tamamladım.
Sanatı, Cenab-ı Allah’ın kusursuz yaratışının bir
tecellisi olarak gördüğümden ve resim yapmaya olan ilgim
nedeniyle, 1979 yılında İstanbul Mimar Sinan Üniversitesi,
Endüstri Tasarımı Bölümü’ne derece ile girdim. Böylece
yüksek öğrenim hayatım başlamış oldu. Daha sonra da felsefi
akımları, özellikle de Marksizm, Leninizm, Sosyal Darwinizm
ve komünizm gibi, insanlığa büyük belalar getiren ideolojilerin
mantık örgüleri hakkında daha geniş kapsamlı bilgi edinebilmek
için, İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde öğrenim
gördüm.

Kasım 2006 |
Bugüne kadar 250’ye yakın
kitap yazdınız? Bir kitabı kaç günde yazıyorsunuz?
Ele alacağım konuya göre, eserlerimi
kaleme alma sürem değişmektedir. Fen bilimlerindeki verilerden
istifade ederek yazdığım kitaplarımın, yazım aşamasının
bitmesi, nispeten daha uzun sürüyor. Zira çok detaylı
araştırmalar yapılması gerekiyor. Bilimde, gelişen teknolojiyle
birlikte sürekli yeni bulgular elde ediliyor. Bunları
mümkün olduğunca eserlerime aktarmaya çalışıyorum. Çünkü
Yüce Allah’ın doğada var ettiği kusursuz dengeleri,
canlılara bahşettiği hayat sistemleri ve fonksiyonları
en ince ayrıntısına kadar ortaya koymayı son derece önemli
görüyorum.
Nisan 2007 |
İmani konularla ilgili eserlerimi ise
genellikle birkaç günde bitirdiğimi söyleyebilirim. Orta
öğrenim gördüğüm yıllardan beri, düzenli olarak Kuran-ı
Kerim okuduğumdan ve büyük İslam âlimlerinin hemen hemen
tüm eserlerini bitirdiğimden, bilgi birikimimi Allah’ın
izniyle süratle yazıya dökebiliyorum.
250’ye
yakın kitabınızın binlerce baskısını bedava dağıttınız.
Bunun maliyeti nedir?
Eserlerimin yayıncısı olan Global Yayıncılık,
bazı kitaplarımı dönem dönem promosyon amacıyla ücretsiz
olarak dağıttırmaktadır. Bu faaliyet, Global Yayıncılık
yönetiminin tamamen ticari amaçlarla aldığı bir karar
neticesinde gerçekleşmektedir. Her kitap şirketinin promosyon
çalışması vardır. Bu da o tür bir çalışmadır.
Mali kaynaklarınız nelerdir?
Aile büyüklerimizden kalan miraslar var.
Bunların gelirleri bana yetiyor. Büyük bir harcama gereksinimim
olmuyor. Zira zamanımın büyük bölümü kitaplarımı yazmak
ve yakın dostlarımla görüşmek ile geçiyor. Kitaplarımın
satışından, herhangi bir telif hakkı almıyorum. Bu kitapları
yalnızca Allah rızası için yazıyorum. Maddi hiçbir beklentim
yok.
Davanız zamanaşımı nedeniyle
ortadan kalktı. Yani aklanmadınız...
Davanın zamanaşımına uğraması tabii ki
istediğim bir sonuç değildi. Ben beraat bekliyordum. Dosyada,
en küçük bir suç unsuruna işaret edebilecek, tek bir kanıt
bile yok. Buna mukabil masumiyetimize ilişkin klasörler
dolusu belge var. Dolayısıyla delillerin gösterdiği şu
ki; zamanaşımı dolmasaydı beraat olacaktı. Zamanaşımı
kararı beraat hakkımızı elimizden almış gibi bir şey oldu.
Ancak Yüce Allah kaderi demek ki böyle yaratmış.
Çevrenizdekiler neden tek tip
kıyafet giyiyor? (Kızlar pantolon, ceket, balıkçı yaka
kazak, fular; erkekler tak›m elbise, jöleli saç
ve bronz ten)
Öncelikle şunu söyleyeyim, çevremde bu
dediğiniz tarzda kıyafetli insanları çok nadir görüyorum.
Etrafımdaki insanlardan kastınız eğer, fahri başkanı bulunduğum
vakıfların camialarının mensuplarıysa, reşit bireyler
olarak kendi istedikleri şekilde giyiniyorlardır, diye
düşünüyorum. Benim kesinlikle, bu vakıfların camialarına
mensup insanların kıyafetleri ile ilgili bir talebim olmuyor,
zaten olamaz da. Ayrıca bahsettiğiniz bu kıyafetleri ülkemizde
pek çok insanın üzerinde görebilirsiniz. Özel bir mana
taşıdığını düşünmüyorum.

Nisan 2007 |
İmamlar ve bacılar şeklinde örgütlendiğiniz
öne sürülmüştü.
Onlar, gazete dedikodularından derlenip
polis tutanaklarına yazılmış uydurma şeyler. O tutanaklar,
öyle bir şiddet ve baskı ortamında düzenlendi ki kime
hangi evrak getirilse mutlaka imzalardı. Önümüze getirilen
düzmece ifadeleri imzalamaktan başka ikinci bir yol yoktu.
Zaten o sahte tutanakları hazırlayanlar, bugün hem polislikten
atıldılar hem de işkence suçundan yargılanıyorlar.
Beş vakit namazı kıldırmadığınız,
iddia ediliyor.
Namaz, İslam’ın şartlarından biridir.
Asla, hiç kimseye iki vakit namaz kılın, beş vakit kılmayın
diye bir şey söylemedim. Namaz Cenab-ı Allah’ın
emridir. Beş vakit namazımı kılıyorum.
Ailelerin, çocuklarını ikna ya
da tehdit yoluyla kontrol ettiğiniz yolundaki iddialarına
ne diyorsunuz?
Bakın, benim aleyhimde, birinden bir
şey duyduğunuzda bunun kaynağını ve delilini mutlaka çok
iyi inceleyin. Yoksa, yanlış yönlendirilebilirsiniz. Şimdi
bunlar da fikren bana husumet besleyenlerin, uydurdukları
mesnetsiz ithamlar. Bu yalanlar, bizzat muhatapları tarafından,
birinci ağızdan reddedildi. Sorduğunuz için cevap vereyim;
benim yanımda çalışan hiç kimse bulunmuyor. Yakınlarıma
ve arkadaşlarıma ise hiçbir zaman böyle telkinlerde bulunmadım.
Bulunmam da mümkün değil.
Aile sevgisinin, Allah’a
şirk koşmak olduğunu söylediğiniz öne sürülüyor.
Böyle bir şey söylemedim. Ben Ehl-i Sünnet
inancını benimsemiş bir insanım. Peygamberiz aile kavramına
çok önem verirdi. Resulullah (sav) bir hadis-i şerifinde
“Sizin en hayırlınız ailesine karşı en hayırlı olanınızdır”
buyurmuştur. Benim, aksini savunmam, inancım gereği mümkün
değildir.