|
Filmlerin deşifreleri
1. Film
Biz bir basın açıklaması yapmak istiyoruz. Yine Bilim Araştırma Vakfı davası görüldü yukarda. Bir takım kişiler yine masonların maşası olarak kullanılan birkaç tane aile yine yerlerinde hazır bulundular. Ben biraz size ailemden ve geçmişimden bahsetmek istiyorum. Ben Cevat Babuna'nın ve Semin Babuna'nın kızıyım. Yıllardan beri, küçüklüğümden beri, hem ben hem kardeşlerim özellikle babamın çok büyük işkencelerine maruz kaldık, eziyetine maruz kaldık. Küçüklüğümden beri hatta ortaokul lise yıllarıma kadar çitlembik sopasıyla sabah akşam falakasına maruz kaldık. Yıllar sonra bu işkenceden Allah razı olsun kurtuldum ve arkadaşlarımın desteğiyle de normal bir hayat yaşamaya başladım. Rahat rahat imanımı, dinimi yaşamaya başladım. Ama tabiî ki yıllarca yaşadığım eziyeti de hiç unutmuyorum. Şu anda hem basının karşısında hem mahkemenin karşısında masum anne baba rolünü oynuyorlar. Bunlar tabi bana çok anormal geliyor. Bu şekilde farklı bir yüzle ortaya çıkmaları. Küçük kardeşimin, yeğenim Erdem'in örnek olarak vereyim. Erdem Ertüzün'ün kalp ameliyatında annem ve babam hiçbir maddi destekte bulunmadılar. Bize tamamen sırt çevirdiler. Çok büyük bir açık kalp ameliyatı geçirdi. Bilim Araştırma Vakfı üyeleri destek oldular. Haftalarca başında Amerika'da hastanede nöbet beklediler. Babam kalp rahatsızlığı geçirdi, babam Cevat Babuna, evde yığılıp kaldı. Adnan Oktar Beyefendi'nin organizasyonuyla hastaneye götürüldü, ameliyat geçirdi, kalp pili takıldı, annem bakmaya gitmediği için Bilim Araştırma Vakfı'ndan arkadaşlarım Adnan Bey'in ricası üzerine, 6 tane arkadaşım gidip sabahlara kadar babamın başını beklediler kapısında. Erkek kardeşim Oktar Babuna kanser hastalığı geçirdi, sizin de bildiğiniz gibi. Annem bir kez bile Amerika'ya gelmedi bakmak için. Yine bilim Araştırma Vakfı'ndan arkadaşım, mesela bir evvelki davada sanık olarak yargılanan Nuri Özbudak adındaki Bilim Araştırma Vakfı mensubu arkadaşım ve diğer arkadaşlarım haftalarca, aylarca Oktar'ın başından ayrılmadılar, her türlü maddi manevi desteği esirgemediler. Annem ve babam müthiş vefasız, nankör insanlar. Adnan Beyden ve Bilim Araştırma Vakfı mensuplarından gelen bu desteği, bu yardımı hiçbir şekilde basının önünde dile getirmiyorlar. Hiçbir şekilde mahkemelerde dile getirmedikleri gibi binbir türlü iftiralar atıyorlar. Zor altında, baskı altında olduğumu iddia ediyorlar. Beynimizin yıkandığını, ruhumuzun çalındığını iddia ediyorlar. Bu iddiaları yapacaklarına, hastalandığımızda, zor günümüzde Bilim Araştırma Vakfı mensuplarının, Adnan Bey'in nasıl destek verdiğini, nasıl yardım ettiklerini anlatmaları gerekir. Bu da zaten gerçek yüzlerini ortaya çıkartmış oluyor. Komünist Derin Devlet çetesinin maşası olarak kullanılıyorlar. Hem annem babam, Cevat Babuna, Sevim Babuna, hem de Emel Tezyapar, Türkan Akyüzalp, Filiz İnal, Firuzan Özgül, Feridun Özgül adlı kişiler Komünist Derin Devlet'in maşası olarak kullanılıyorlar bu davada. Masonların bir oyununa yine hepiniz burada şahit oluyorsunuz. Yıllardan beri atılmadık iftira kalmadı. Bu iş sadece şu andaki davadan ibaret değil. 1986 yılında örnek olarak vereyim size. Adnan Oktar Beyefendi ir cümlesi yüzünden 9 ay hapis, 10 ay akıl hastanesinde yatırıldı. Psikolojik savaşın gereği kademe kademe bazı iftiralar atıldı. Önce evine bir polis baskını oldu. Polis baskını olmadan bir gün evvel basında kokain kullandığına dair haberler çıktı. Arkasından polis baskını gerçekleştirildi. Evine kokain yerleştirdiler. Arkasından yargılandı, beraat etti. Beraat kararı iftirayı atan basında hiçbir şekilde yer almadı. Yani kokain kullanıyor diye haber yaptılar. Ömrünün hiçbir döneminde kokain kullanmadığı ortaya çıktı, saç telinden tahlil yapıldı. Kokain kullanmadığı ve davada beraat ettiği aynı basında hiçbir şekilde yer almadı. Bu psikolojik savaşın uyguladığı bir metottur. Önce insanları karalarlar, arkasından aklanma haberlerini yerine getirmezler. Diğer olayı anlatayım. 1999 yılında yine Adnan Oktar Bey ve arkadaşları büyük bir polis baskınına maruz kaldılar. Ebru Şimşek adında bir kadını piyon olarak bu davada yıllarca kullandılar. Her gün basında haberler oldu. İftiralar atıldı. Bu davayla ilgili beraat kararı çıktı. Ebru Şimşek'in yalan söylediği ortaya çıktı. Mahkeme onun iftiraları açısından beraat kararı verdi bütün tanıkları dinleyerek ve bilirkişi raporlarını inceleyerek. Arkasından çete açısından beraat kararı çıktı. Örgüt söylentileri açısından beraat kararı çıktı. Adnan Bey ve arkadaşlarımla ilgili bu beraat kararı çıkmasına rağmen iftiraları atan basın hiçbir şekilde beraat kararlarına yer vermedi. Bu psikolojik savaşın bir gereğidir. Yıllardan beri Komünist Derin Devlet çetesi psikolojik savaş yürütüyor. Ümmetçilik propagandası yapılıyor dediler tutturamadılar. Kokain komplosu düzenlediler, kokain kullanıyor dediler, tutturamadılar, beraat kararı çıktı. Arkasından Ebru Şimşek olayı konusunda ve örgüt açısından beraat kararı çıktı, tutturamadılar. Bunların hepsi iflas edince de birkaç tane Sabetayist kökenli aileyi ortaya çıkarttılar. Bu aileler çocuklarımız baskı altında tehdit altında, mağdur durumda, ruhları çalınmış gibi ifadelerle hem kamuoyunun zihnini karıştırmaya çalışıyorlar, hem de basını bu konuda alet olarak kullanıyorlar. Basından birinci ricam, bu oyunlara gelmemeleri, olayları birebir olduğu gibi aktarmaları. İkincisi artık yaklaşık 20 yıl geçti. Bu çetenin psikolojik savaş olarak yaptığı iftiraların artık herkesin görmesini istiyorum. Çünkü her seferinde her mahkemede konu her mahkemeye yansıdığında delilleriyle bu oyunları ortaya çıkartıyoruz. Adnan Oktar Bey çok üstün ahlaklı, akıllı, Allah'tan korkan bir insan. Ömrüm boyunca her aşamada Adnan Bey ve arkadaşlarımın desteğini, hayırlarını gördüm. Onun dışında hiçbir kötülüklerini görmedim. Annemin babamın yaptığı bu iftiralardan dolayı da utanç duyuyorum. Açıkçası Babuna soyadını kullanmaktan da utanç duyuyorum. Biz Ehli Sünnet inancında insanlarız. 5 vakit namaz kılıyoruz, Kuran okuyoruz. Müslüman, dindar insanlarız. Annemle babam Edip Yüksel adında bir adamın inançlarını yıllardır bize aşılamaya çalışıyorlar. Eğer annemle babamla konuşursanız birincisi Bilim Araştırma Vakfı mensupları çocuklarına bakmış mı diye sorun. Erdem Ertüzün'ün ameliyatında sabaha kadar başında beklemiş mi diye sorun, babamın kalp hastalığında, bypass ameliyatında 7 tane Bilim Araştırma Vakfı üyesi sabah 7:00'de gelip kan vermişler mi diye sorun, erkek kardeşim Oktar Babuna'nın kanser hastalığı esnasında bir yıla yakın Bilim Araştırma Vakfı mensupları hastalığında gece gündüz ilgilenmişler mi diye sorun, neden bu kadar vefasız neden bu kadar zalim olduklarını sorun. Bakalım ne cevap verecekler.
2.Film
Ben 46 yaşındayım. Beynimizin yıkandığını söylüyorlar. Baskı altında olduğumuzu söylüyorlar. Ben milletvekili eşiyim. Benim eşim rahmetli Tevfik Ertüzün. DYP'den 18. dönemde miletvekilliği yaptı. Ayrıca İstanbul Üniversitesi hocalarındandı. 20 yıl üniversitede hocalık yaptı. Benim çevremde Cumhurbaşkanları, Başbakanlar, Milletvekilleri, Profesörler var. Ben böyle bir, böyle bir çevrem var benim. Çocuklarım 22 yaşında büyük oğlum. Küçük oğlum 19 yaşında. Ben babaanne olacak yaştayım. 46 yaşındayım. Benim beynim nasıl yıkanır. Erkek kardeşim Doktor Oktar BABUNA beyin cerrahı. Koskoca beyin cerrahının beyni mi yıkanır? Bunlar çok akıl dışı iddialar. Saçma sapan iddialar. Çocuklarım aklı başnda insanlar. Miliyetçi, Atatürkçü, dindar insanlarız biz. Beynimizin yıkanması baskı altında olmamız mümkün değil bizim. Bunlar derin devlet çetesinin piyonlarıdır. Benim babam Cevat Babuna Kominist Derin Devlet çetesinin baş aktörüdür. Masonların maşasıdır. Bu oynanan bir oyundur. Bir tiyatro oyunudur. Buna artık dur demek gerekiyor. Basından da ricam bizim bu beyanatlarımıza da yer verilmesi, bu gerçeklerin açık ortaya konması. Bir anne baba çocukları hakkında yalan iftirada bulunabilir mi gidip mahkemeye yalancı şahitlik yapabilir mi? Merhametli şefkatli anne baba rolü oynuyorlar. Halbuki arka planda zalim kişiler bunlar. Çocukken dayak atarlardı, işkence yaparlardı. Torunlarına bile kötü muamele yapan insanlar. Küçük oğlum kalp hastasıydı, büyük bir kalp ameliyatı geçirdi. Hiç destek olmadılar. Oğlum, kardeşim Oktar Babuna ağır kansere yakalandı. İki kere kemik iliği nakli geçirdi. Hiç bir destekleri olmadı ne maddi ne manevi.
3.film
Sekiz senedir burada çok büyük bir zulüm var. 35 tane tertemiz insanı hiçbir sabıka kaydı olmayan hiçbir suça bulaşmamış insanları, tertemiz insanları burada yargılıyorlar. Ve ellerinde bir suç unsuru bulunmamasına rağmen de bunu devam ettiriyorlar. Yani bu apaçık bir zulüm ve insanların gözü önünde oluyor bu. Ama kimse buna ses çıkarmıyor ve müdahale etmiyor. Yani bu çok vahim bu durum aslında ülkemiz açısından.
4.film
Anneannem Semin Babuna ve dedem Cevat Babuna'nın çok çirkin ve ahlaksız bir yaşantıları var. Ama rollerini çok iyi oynuyorlar. Çünkü dışarıdan gören insanlar bunu anlayamıyor. Ben buna bizzat şahit oldum bu çirkin yaşantılarına ve biz böyle bir hayatın içinde yer almak istemiyoruz. O yüzden onlarla görüşmüyoruz. Onlarda yok zorla tutuluyorlar yok bizle görüştürülmüyorlar gibi yalanlar sayıyorlar. Halbuki böyle bir şey yok. Artık biz bunları başta söylemiyorduk tabi çirkin yaşantılarını ama konu çok farklı bir noktaya geldi. Ben yaklaşık her gün tehdit alıyorum telefonla anneannem Semin Babuna'dan. Bu tehditler devam ediyor ve ben devletin ilgili makamlarına başvurularımı yaptım. Artık Adalet'ten de bu anneannem Semin Babuna ve dedem Cevat Babuna'nın yer aldığı bu çeteye adaletin dur demesi gerekiyor. Bunu taleb ediyoruz.
5.film
İyi günler benim ismim Ceylan Özbudak. Ben şu anda Bilim Araştırma Vakfı davasıyla ilgili, BAV'na ve Sayın Adnan Oktar'a destek olmak için burdayım. Son 20 yıldır Sayın Adnan Oktar'a karşı çok ciddi ve detaylı bir psikolojik savaş yürütülüyor. Ne yazık ki benim ailemde babam özellikle bu psikolojik savaşın içinde. Bu oyunda bir piyon olarak alet edildiler. Bunlara böyle televizyona çıkartıldı, ağlatıldı, duygu sömürüsü yaptırıldı. Ama bunlar hepsi bir rol. Tam bir tiyatrocu gibi çok iyi bir şekilde o da rolünü yerine getirdi. Halbuki işin aslı bundan çok farklı. Ben defalarca bugüne kadar ağır hastalıklar geçirdim. Ameliyatlar geçirdim. 10 gün hastanede yattım. Bir gün bile hastaneye gelmediler. Bana asla bakmadılar. Ameliyattan sonra tatile çıktılar. Beni en çok bakıma ihtiyacım olduğu zamanda yanlız bıraktılar. Zaten çocukluğum boyunca çok ciddi şiddete maruz kaldım. Despotluklarıyla, zorbalıklarıyla geçti çocukluğum. Ciddi olarak hayatımı benden çaldılar. Şuanda da böyle bir zalimce oyun oynuyorlar. BAV son derece mukaddesatçı, miliyetçi, Büyük Türkiye'yi savunan bir vakıf. Adnan Oktar'da bugüne kadar binlerce insanın hayatının değişmesine vesile olmuş, benimde hayatımın ciddi şekilde değişmesine vesile olmuş bir insan. Çok değerli bir kişi. Onun sayesinde bende namaz kılmaya başladım. İslam ahlakına göre yaşamaya başladım. En önemlisi dünyadaki Müslümanların durumuyla ilgili ciddi bir fikir sahibi oldum. Bunların dünyadaki Müslümanların çektiği çilelerin sıkıntıların ancak İslam ahlakının dünyaya hakim olmasıyla ortadan kalkabileceği konusunda ciddi anlamda şuurum açıldı. Zaten Adnan Oktar'a karşı yürütülen bu psikolojik savaşta da kullanılan kişiler bu fikri savunmayan kişiler. Yani buna karşı olan kişiler. İslam ahlakının dünyaya yayılmasını istemeyen bu işine gelmeyen kişiler. Tabiki benim ailemde böyle bir konuya hemen dahil oldular seve seve. Çünkü onlarında bu işine gelmez. Benim babam dolandırıcılığıyla tanınan, yaklaşık 30 yıldır çeşitli kaçakçılık suçlarından yargılanmış, mahkeme önüne çıkmış, hakkında soruşturma başlatılmış bir insan. Annemde aynı şekilde bundan gururla bahseden bir insan. Beni ilk önce bundan vazgeçirmeye çalıştılar. Ciddi şiddet ve baskı uyguladılar. Baktılar bu bir sonuç vermedi. Bir şey olmadı. Bunun arkasından işte kaçırdılar, eziyet ettiler. Silahlı adamlarla beni tehdit ettiler. Baktılar yine bir şey olmadı. Şuanda da arkadaşlarımı 25 yıl hapse mahkum ettirmeye çalışıyorlar. Ama bundan da hiçbir şey çıkmaz. Yani ben ne yaparsalar yapsınlar, ne ne yaparlarsa yapsınlar, beni nereye götürürlerse götürsünler benim fikrim asla değişmez. Benim beynim benimle beraber geliyor benim fikrim gittiğim her yere. İnşaALLAH ben bu yoldan asla dönmeyeceğim. Ve istediğim vakfa, istediğim kişiyede destek veririm. Hiç bir şeye karşışamazlar. İstediğimi yaparım. Ben bugün mesela budist olsam, ateist olsam, Darwinist olsam asla bana karışmazlar. Bayağı desteklerler. Ne kadar iyi bir şey yaptığımı söylerler. Tek sorun benim Müslüman olmam. Ehli sünnet inancında olmam. Ve bundan beni vazgeçirmeye çalışıyorlar. Birde ben şuana kadar defalarca onlara çağrı yaptım, gelin ben size bakarım bu hayatı bırakın dedim. Ama asla yanaşmadılar böyle bir şeye. Ve benim babam annemin hastalığını öğreneceğimiz dönemde resmen onu ölüme terketti. Benim Bilim Araştırma Vakfı'ndan arkadaşlarım anneme hastalığını teşhis edilmesi sürecinde çok yardımcı oldular. Hastanelere götürdüler. Biz annemin hastalığını Amerika'da araştırdık. Bunun çarelerini araştırdık. Babam hayır kesinlikle götürmeyeceksiniz. Yaptırmayacaksınız. Emar çekilmeyecek. Daha fazla doktorada gidilmeyecek dedi. Onu resmen ölüme terketti. Bizim vesilemizle, benim arkadaşlarımın vesilesiyle bu ortaya çıktı fakat daha sonra yine böyle bir tavır takındılar.
6.film
Ben de Ebru Altan ismim. Annem yine Bilim Araştırma Vakfı davasında asılsız iddiaları vardı. İftira mahiyetinde biliyorsunuz birkaç aileyi özel olarak masonlar ve birtakım çevreler sayın Adnan Oktar'ınfaliyetlerinden rahatsız oldukları için Türkiye'nin büyük bir devlet olmasından dünyada barışın islam ahlakının ve güzel ahlakın yayılmasından rahatsız olan birtakım çevreler Sayın Adnan Oktar'a karşı böyle bir iftira kampanyası düzenlemeye karar verdiler ve ailemle birlikte bir kaç aileyide maddi menfaat karşılığında bu tarz iftiraları atmak için özel olarak görevlendirdiler bunun bir piyasası oluştu. Çok büyük paralar verdiler bu kişilere ve bunun karşılığındada özel olarak kameralar karşısında rol yaptırıp bu insanlara gerçek dışı hiç yaşanmamış şeyleri yaşanmış gibi anlatmalarına sebep oldular. Dolayısıyla Bilim Araştırma Vakfı davası da bu şekilde ortaya çıktı. Annemin iddiaları tamamen gerçek dışı benim küçüklüğümden beri zaten çok baskı ve zulüm altında büyüdüm. Ailem bana çok şiddet uyguladı ve baskı yaptı ve bunun sonucunda en son artık ölüm tehditleri ve ciddi şekilde yaralayacak beni öldürecek birtakım saldırıları olduktan sonra onlarla yaşamamaya karar verdim. Aklı başında her insan böyle birşey yapardı. Ben 34 yaşındayım evliyim Boğaziçi Üniversitesi mezunuyum. Hiç bir şekilde beynimin yıkanması hiçbir kişinin fikirleri altında etkisi altında kalmam söz konusu olamaz. Bu yaşa kadar olmadıysa zaten bundan sonra da olması da mümkün değildir. Ailemin iddiaları bu açıdan da tamamen asılsızdır. Annemin söylediği şeylerde tam Bilim Araştırma Vakfı Davası sonuçlanmak üzerindeyken ortaya çıkmıştı biliyorsunuz.
Ailelerinizin menfaati nedir acaba?
Çok ciddi paralar teklif ettiler bu kişilere Bilim Araştırma Vakfına karşı bu tarz gerçek dışı ve çok komik iddialar bunlar ama bu iftiraları ortaya atmaları için ciddi paralar teklif ettiler . bunu organize eden kişiler var. Benden de bekledikleri menfaati elde edemeyince ailem bu kişilerin tekliflerini kabul ettiler ve para karşılığında bu şekilde ifade vermeyi kabul ettiler... Ciddi şekilde tehditleri oldu mesela ben zaten çok fazla ölüm tehdidi aldım. Oktar Babuna'nın evine biliyorsunuz silahlı saldırıda bulunuldu. Öldürmek için silahlı kişiler yine babası Cevat Babuna'nın azmettirdiği ne dair şikayetler var bu kişilerin o evden çıktığını silahlı saldırganların Cevat Babuna'nın evinden çıkıp bu saldırıya teşebbüs ettiklerine dair görgü tanıkları var. Bunun sonrasında bizim aldığımız tehditler yine devam etti ve en son olarak da Bilim Araştırma Vakfı genel sekreteri Oben Karatepe'nin annesi babası tarafından öldürüldü. Bu kişi Cevat Babuna, Edip Yüksel, Türkan Akyüzalp Emel Tezyapar, Filiz İnal bu kişilerle birlikte Feridun Özgül, Firuzan Özgül bu kişilerle birlikte hareket eden bir kişiydi ve sadece dini inançlarını değiştirmek için bu cinayeti işlediğine dair soruşturma devam ediyor şu an bizi de aynı şekilde dini inançlarımızı değiştirmemiz için çok ciddi şekilde şiddet ve baskı kullandılar. Edip Yüksel'i Türkiyede birçok suçtan aranmasına rağmen Devlete karşı birçok suç işlemiş olmasına rağmen Amerika'dan gizlice getirttiler ve bu kişiyi bizimle bağlantı kurması ve bizim fikirlerimizi etkilemesi için bize baskı yapması için bizle görüştürmeye çalıştılar biz hiçbirşekilde ehl-i Sünnet inancından vazgeçmeyeceğimiz için ve hiçbir şekilde bunların düşüncelerine itibar etmediğimiz için tabiki böyle şeylere kulak asacak insanlar değiliz. Edip Yüksel'i de aynı Cevat Babuna'nın evindeyken bir toplantı halinde polis baskınından kaçmayı başardı Edip Yüksel ve daha sonrada yurtdışına kaçtı. Bu sadece dini inançlarımızı değiştirmek için dini inançlarımızı kendi sapkın fikirlerine değiştirmek için bu şekilde baskı ve şiddet uyguluyorlar üzerimizde Bilim Araştırma Vakfı davasında da bu şekilde asılsız iddialarla ortaya çıkmalarının sebebi zaten budur maddi menfaatler karşılığında kendi sapkın hayatlarını da bize benimsetmeye zorla benimsetmeye çalıştıkları için bu şekilde hareket etmeyi tercih etmişlerdir. Yani Mesela ben ailemin birebir görüşlerine uymak zorunda değilim. Sapkın görüşleri olan insanlar benim ailem sebatayist bir aile ve küçüklüğümden beri de sapkın yaşantılarını gördüğüm bildiğim insanlar ben bunu benimsemek zorunda değilim birçok aile var kendi anne babaları farklı düşüncede kendileri farklı düşüncede siyasi görüşleri farklı olabilir Bunlar hep anlayış ve hoşgörü içinde halledilmesi gereken konular. Benim ailemin buna tahamülü olmadığı için beni öldürmeye kadar gidecek saldırıları oldu halende baskıları devam etmeye çalışıyor. En azından şimdi çok güzel ahlaklı Türkiye için çok değerli olan birçok insanı da şu an yargılanmasına sebep olacak sahte iddiaları var. Tabi ki bunları da benim doğru olmadığını açıklamak adaletin yerini bulması için önemli bir görev.
7.film
Ece Koç: Ece Koç benim ismim. Nişantaşı Anadolu Lisesi'ni bitirdim. İstanbul Üniversitesi İngilizce İktisat Fakültesi mezunuyum. 18 yıllık evliyim, 17 yaşında oğlum var. Ailemin söylediklerinin hiçbiri doğru değil. Kesinlikle baskı altında değilim. Kendi kararlarımı kendim alıyorum. İş sahibiyim, eşimle birlikte iş kurduk. Babam üst düzey yönetici olarak çalışmıştı. Devletin üst düzey yöneticiliğinde görev yapmıştı. 93-96 yılları arasında Doğru Yol Partisi'nin iktidar olduğu dönemde Milli Eğitim, İçişleri Bakanlığında ve Başbakanlıkta başdanışman olarak görev yapmıştır. Şiddet ve baskı uyguladıkları için dini inançlarıma karşı bu yüzden kendileriyle görüşmüyorum. Hiçbir şekilde doğru değil baskı altında bulunduğum. Tamamen kendi isteğimle onlarla görüşmeyi kabul eTülin Marangozoğluiyorum.
Tülin Marangozoğlu:Ben de Tülin Işıldar Marangozoğlu. Benim ailemde bu davanın celselerinden birinde bir ifade vermişti aleyhte. Kendileriyle zorla görüştürülmediğim gibi yani çok saçma bir iddia tabii. Ben evliyim 37 yaşındayım kolej mezunu, basın yayın mezunu biriyim. Aslında inançlarımıza müdahale ediyorlar ortadaki konu bu. Bizi Edip Yüksel denen birisi var. Ehli sünnete karşı çıkan peygamberimizin sünnetlerini reddeden bir kişi bu. Onun inançlarına çekmeye çalışıyorlar böyle bir baskı var üstümüzde. Ama elbette böyle bir şey mümkün değil yani din ve vicdan hürriyeti olan bir ülkede yaşıyoruz. Anayasal bir hakkımız bu zaten. Onun dışında babam İzzet Işıldar 27 trilyon vergi ödemeye mahkum oldu. Işıldar Siesta adlı bir mobilya şirketi var onlarla uğraşacaklarına bu konularla ilgileneceklerine, ödemeye çalışacaklarına bizlerle uğraşılıyor. Hiçbir suçu olmayan insanlarla uğraşıyorlar.
Ece Koç: Ayrıca babam dine karşı olan bir insan yani nüfus kütüğünde din hanesinde dini belli değil olarak yazıyor. Belirsiz olarak bildiriliyor. Beni de bu şekilde dinimden çevirmeye çalışıyorlar. O yüzden hiçbir şekilde kendileriyle görüşmüyorum. Kayınpederim Hikmet Koç oda burada şu an kendisi. Onlar bizim ehli sünnet inançlarına sahip olmamıza milliyetçi muhafazakar olmamıza son derece saygı ile karşılıyorlar. Şu anda kendisi ile de sık sık görüşüyoruz sürekli birbirimize gidip geliriz. Ama ailem de o şekilde olsa bize saygı gösterseler dini inançlarıma saygılı olsalar onlarla da tabii ki görüşürüz seve seve görüşürüz ama baskı ve şiddetle bizi engellemeye çalışıyorlar. Biz de böyle bir şeyi kabul eTülin Marangozoğluiyoruz eşim ve ben.
Tülin Marangozoğlu: Ben de aynı şekilde yani dini inançlarımıza saygılı olsalar biz zaten milliyetçi muhafazakar ilerici aydın insanlarız onlarla da çok güzel görüşürüz aslında bu şekilde saygılı bir tavır içinde olsalar. Ama bunu henüz yapmıyorlar yaptıkları zaman zaten muhakkak ki görüşeceğiz hepimiz.
Muhabir: Ailelerinizin baskısının sebebi nedir acaba bir menfaatleri mi vardır?
Tülin Marangozoğlu: Aslında bence belli odaklar tarafından yönlendiriliyorlar çünkü hepsinde aynı ağız var, yani çok saçma tabii. 40 yaşında insanların bir baskı altında olması mümkün değil. Geliyorum sizin yanınızda mesela çok rahatlıkla konuşabiliyorum. Bir durum olsa gayet rahat resmi makamları da bilgilendiririm, ki zaten..
Ece Koç: Mahkemelere ifade verdik zaten bu mahkemede de ifade verdik hiçbir şekilde baskı altında olmadığımıza. Defalarca basına demeç verdik televizyon programlarında çıktık. Hiçbir şekilde böyle bir şeyin söz konusu olmadığı çok açık olarak belli. İş sahibiyiz sürekli seyahatlere gidiyoruz bir baskı altında olsak böyle bir şey mümkün olabilir mi sizce?
Tülin Marangozoğlu: Aynı zamanda biraz ailemin bana tabi biraz öfkesi de var. Baya öfkesi var. Resmi makamları bilgilendirmiştim. Resmi merciiler inceleme yapıyorlardı şirketlerinde. Biraz bilgi vermiştim. Ondan dolayı da tabi bir husumet içindeler. Tabi ben dürüst bir insan olduğum için, vesile olan, buna vesile olan kişiler de var tabi. Benim eşim de Bilim Araştırma Vakfı üyesi, Semih Marangozoğlu bu davada yargılanmıştı. Beraat ile sonuçlanmıştı dava. Hatta o davanın celselerinden birinde böyle bir açıklama yapmışlardı, yalan yanlış.
Ece Koç: Hepsi toplanıp zaten ailelerimiz tanışan birbiriyle görüşen kişiler. Yani ortak ağız birliği yapıp daha doğrusu birkaç tane aile hipnoz olduğumuzu kendi kararlarımızı kendimizin vermediğini halbuki 37 yaşındayız 18 yıllık evliyim 17 yaşında lise üçe giden oğlum var böyle bir şey olması mümkün olamaz.
Tülin Marangozoğlu: Ben de kendi evimde yaşıyorum. Evliyim 6 senelik.
Ece Koç: Bir de 17 yıldır hipnoz olmuyoruz bir anda mı ortaya çıktı böyle bir şey neden bir anda böyle bir şey iddia eTülin Marangozoğlueye başladılar. Hatta babam birçok gazetede demeç verdi. Kızım eline silahı alsa beni vurur diye. Yani böyle bir şeyin olmayacağı çok açık. Tahrik ediliyorlar belirli çevreler tarafından menfaat karşılığında biz onların doğru olmadığını size bildirmek istiyoruz.
Tülin Marangozoğlu: Bir de fark ettiyseniz biraz böyle ahlaki zaafları olan aileleri özel seçiyorlar. O da dikkat çekici aslında. Yani bu odaklar belli ki bu kişileri özel buluyorlar bir yerlerden. O yüzden onlara dikkat Tülin Marangozoğluek gerekiyor.
8.film
Ben bu camiayı da çok severek kendi rızamla tamamen hiçbir zorlama olmadan hiçbir baskı altında olmadan yıllardır beraberim. Çok da memnunum çok da mutluyum. Hiçbir zorlama yok. Normal kendi rızamla bulunuyorum. Biz hepimiz yaşını başını almış insanlarız. Ben keza üniversite mezunu, Fransız kolejinden mezun bir insanım. Dolayısıyla benim burada zorla tutulmam söz konusu değil. Belli ki kendi isteğimle, razımla buradayım. Gerçekten utanç verici bir durum, onlar adına bence. Diğer ailelerde belli ki bir yönlendirme var. bu şekilde davranmaları ve birden böyle bir yapıya bürünmeleri gerçekten çok enteresan. O yüzden zaten arkada bir güç olduğu yönlendirilmiş oldukları bence çok açık.
|